Akıp Giden

“Nasıl oluyor; vakit bir türlü geçmezken
Yıllar, hayatlar geçiyor?”

Bazı insanlar doğmamı bekledirler… Aylarca beklediler, doğdum….

Konuşmaya başlamam beklendi, konuştum… Yürümem beklendi, yürüdüm…. Çocukken sokaklarda oyun oynarken okula gideceğim günleri beklerdim… O gün geldi, ilk kez okula gittim… Biran önce okumayı öğrenmek istiyordum, ilk dönemin sonlarına doğru öğrendim… Bir an önce ikinci sınıf olsak demiştim, olduk… Yaz gelse de yine sokağa çıksak demiştik, yaz geldi… Kış olsa da kardan adam yapsak diye bekledik, kış geldi, kardan adam yaptık….

Tiyatro oyununa hazırlanmıştık, oyuna kadar geçen zaman çok heyecanlıydı, geçmek bilmemişti…. Ama sonunda o da zamana yenildi, tiyatroyu oynadık… Tiyatronun bir yerinde hata yapmıştık, hocanın bizi azarlamasını heyecanla bekledik, hocanın bizi bulmasına kadar geçen vakit çok çabuk geçti…

Yeni okula yazıldığımda önlükten kurtulmanın heyecanıyla son gece bir yıl gibi gelmişti, ama geçti…. Hatta ortaokul bile geçti…

Lisede ilk hafta evi özledik, ilk hafta bitti….

Yazı özledik, sene bitti… Bazen çok hızlı geçti zaman, bazen çok yavaş… Ama geçti…

Lise1′de sınavlar acımasızdı, sınava kadar olan zamanlar bir türlü geçmedi, sınavlarda süreler çabuk geçti…. Sene içinde vakit, bir türlü geçmedi, ama sene geçti….

Ertesi sene öyle anlar oldu ki sanki saniyeler tersine sayıyordu, vakit bir türlü geçmiyordu…. Ama o da geçti…. O aylarda etütlerde gizli gizli şarkı dinliyordum volkmenden, Teoman bile benimle beraber şaşırıyordu zamanın bu kadar göreceli olmasına…

Bir arkadaşım bana; “geçen her dakikalar aynı değil” dedi…

Dersler ve etütler bir türlü geçmek bilmedi…

“Biz de mezun olur muyuz bu okuldan” der dururduk, son seneye kadar vakit geçmedi…. Son sene ne zaman ki o okulla ilgili her şeyi özleyeceğimizi anladık, işte o zaman hızlı geçti… Tabi bir de ÖSS… Üç sene boyunca yavaş ilerleyen zaman son sene hızlı geçti, vakit en hızlı son sene geçti…

Sınav sonuçlarının bildirilmesine kadar geçen zaman çok yavaş geçti, üniversiteye yazıldığımızda tatilin son günleri sonbahar rüzgarı gibi geçti….

Okuyacağım şehre giderken otobüs yolculuğu geçmek bilmedi… Otobüsten indiğimde ise memlekete dönünceye kadar geçen süre…. Ama memlekette çok çabuk geçti zaman…

Günlerden bir gün aniden büyük acılar çekmeye başladım, acılar geçmek bilmedi… Doktora gittik, doktor ilaçları yasak etti… Vakit geçmedi… Bana sonda verdiler, sonda burnumdan mideme indi, gece geçmek bilmedi… Sondayı çıkarmalarına kadar geçen günler bir türlü geçmedi… Ameliyatta beni bayılttılar, saatler çabuk geçti… Ama yemek verilmeyen on gün hiç de çabuk geçmedi….

Üniversitede vakit alışıncaya kadar geçmedi, ama iki sene bitti…. Meğer lisedeki dersler ve etütler ne de çabuk geçivermiş….

Einstein’in değimiyle kızgın bir sobanın üstündeki ve güzel bir kadının yanındaki adamlar için bir dakika aynı bir dakika değildi… Ama öyle ya da böyle o bir dakika da geçti…

Cahit Sıtkı ölümden ve ecelden korkuyordu…. Vakit onun için çabuk geçti; eceli geldi, öldü… Yunus Emre genç bir kişinin cenazesine geldiğinde kendisi hala Rabbine kavuşamadığı için o gence imrenirdi, yaşam onun için çabuk geçmedi, ama gün geldi o da gitti…

Zaman öyle ya da böyle bizim için geçti… Zamanın bu karşı konulamaz akışı beni her zaman korkuttu, çünkü geçmemesini istesen de, çabuk geçmesi için yalvarsan da aynı zaman, aynı sürede geçti….

Böyle böyle ömrümün kim bilir kaçta kaçı geçti….

Abdullah Reha Nazlı

Abdullah Reha Nazlı