Benim derdim bambaşka…
Yanlış zamanda yanlış yapmanın siniri… Yapman gerekirken yapmadıklarının nefreti….
Bazı konulardaki tüm gerçekleri bilmediğim sürece daha az huzursuzum… Gözümü kapatıp gördüklerimi bile görmemiş gibi yapıyorum…
Bir insanın düşüncelerini ne kadar doğru tahmin edebilirsiniz? Cevabı basit; doğru tahmin edemezsiniz…
Zihnimde kapalı bir kutu var… Kutunun içinde de Schrödinger’ in kedisi… Kutuyu açmak kediyi kurtarmak ve bu dertten kurtulmak istiyorum… Kutuda bir de radyoaktif madde var… Sırf bu yüzden kutuyu açmıyorum… Kedi ölmüş de olabilir ölmemiş de… Bu şüphe yüzünden yıllardır kutu kapalı…
Ya o kutu bu kutu değilse diyorum… Açtığımda kutu boş olursa… Ya boş yere çektiysem bunca sıkıntıyı?…
Ya tam ölmek üzereyken açarsam? Ya kedi kendini çoktan ölmeye bıraktıysa… Gelişimin hoş karşılanmamasından da korkuyorum…
Ben Schrödinger’ in kedisi ile yaşıyorum ama onu hiç görmüyorum… Kapalı bir kutuya sıkışmış, ama onu kurtarmıyorum… Bu dertle yaşamayı, o dertten kurtulmaya çalışırken gelebilecek üzüntüye tercih ediyorum….
Ölmüş bir kedi görmemek için, onu canlı görmekten feragat ediyorum….
Tüm zamanlarım için kendimle çelişiyor, ve türlü sıkıntılar çektikten sonra daha güçlü bir insan olmayı bekliyorum…
İşte tüm bu nedenlerden yıllardır içimden gelmesine rağmen tanımlayamadığım bir hissin emrettiği birşeyi bu dünyalık erteliyorum…
Nedeni ise son derece basit… Çünkü bunu yapabiliyorum…
