Ofke

Öfke

“Dinlenmek, nefretin tam tersidir…” –Şibumi romanından alıntı

Sakin iken yaptığım hiçbir şeyi beğenmiyorum…

Bir sinir veya öfke olmalı… Ya da rekabet… Kin duymalıyım, her bir hareketimde gözlerimden ateş kulaklarımdan duman çıkmalı…

Çünkü sakin olmak, adı üzerinde sakin, hareketsiz… Hafifçe akan bir nehrin yanında çimenlerin üzerinde yatmak gibi… İşsiz, uğraşsız…

Oysa benim istediğim birileri sırtımdan zincirle çekerken lavlar püsküren dağlara tırmanmak… Büyük işler yapmak, tek bir şey düşünmek ve hedefe vardığında başka bir şey düşünmek…

Sakin iken, hayat ne de güzel geliyor… Bir güneş ışığı gülümsetiyor, bir kedi yavrusu mutluluktan uçuruyor… Herkese sarılmak istiyorsun, doya doya koşmak, neşelenmek, dinlenmek…

Sonra birden sinirleniveriyorum, ben neden boş duruyorum diye sorar oluyorum… Mutlu anlarıma kızıyorum, en çok mutluluğu paylaşarak dahi olsa hiçbir kimseye ve ya hiçbir şeye faydası olmamış mutlu anlarıma…

Birinin birine haksızlığa uğradığını görmeyivereyim, yeniden kendim oluveriyorum… Kızgınlık ve öfke; beni harekete geçiriyor… Onların sayesinde bir şeyler yapmış olarak, hayatıma ve ismime iz bırakmış olarak yaşıyorum…

Öfkenin ve kızgınlığın ve hatta mutsuzluğun getirebileceği şeylerin altında ezilmiyor, onlardan güç alıyorum…

Kızgın kalmayı seviyorum….

Abdullah Reha Nazlı

Abdullah Reha Nazlı