Digerleri

D

“Olmak için doğduğun kişi ol…”

Okunacak tüm kitaplara para yetiştiremediği için kitabevi sahibine para ödeyerek gece sabaha kadar okuyan bir düşünürümüz var… Kitaplar, makaleler, fikirler bırakarak ayrıldı aramızdan… Kitabevi sahibinin kim olduğu ile ilgili en ufak bir fikrimiz yok…

Zeka özürlü olduğu düşünülüp okula alınmayan bir bilim adamı var… Sonraları Fizik’in bazı yasalarını baştan yazıp hiç bilinmeyen şeyler söyleyen bir adam… Bulduğu gerçeklerin bir kısmını anlamak için okullar okumak gerekiyor… Kendisine Fizik öğreten kişinin kim olduğunu bilemiyoruz…

Bir şairimiz, hapse düştükten sonra dahi fikirlerini kağıda dökmeyi sürdürmüş… Eserleri pek çok kişiye ilham veriyor… Onu mahkûm eden yargıcı ve düştüğü hapishanenin müdürünün kim olduğunu bilmiyoruz…

Savaş yasalarını ustalıkla uygulayan, daha önce görülmemiş taktikler ile inanılmaz başarı kazanan bir komutan var… Adına marşlar, destanlar yazılmış… Onun savaşlarında akıl hocalığını yapan kişiyi tanımıyoruz…

Senenin yalnızca kırk günü sağlıklı, diğer günler korkunç başağrısı çeken bir filozof var… Sağlıklı olduğu günlerde yazmak ile meşgul, okumak istiyor ama gözlerinin bozukluğundan okuyamıyor… Fikirleri her yerde… O dönem yanında bulunan sağlıklı dostunun ismini araştırmak için bir sebebimiz bile yok…

Müebbet cezası sırasında taş kırarken kafasında romanlarını tasarlayan, hücresine gittiğinde bunları kaleme alan kişinin eserleri yüzyıllar sonra bile okunmaya devam etmekte… Kitaplar basılmadan önce gözden geçiren, değişiklikler yapan, bir romanın nasıl yazılması gerektiğini harfiyyen bilen editörden hiç haberimiz bile olmadı….

Tüm kitaplara istediği zaman erişebilecek kişi kitapçı oldu, düşünür olmadı… Fizik’i öğrenip pek çok kişiye hocalık yapan kişi öğretmen oldu, deha olmadı… Pek çok insanı tek bir yerde tutmakla yükümlü kişi ömrünü her mesai bitiminde evine giderek ve tutsak gibi yaşayarak geçirdi, ne özgür ne de şair olabildi… Tüm savaş yasalarını aklında tutan kişi danışman oldu, fatih olamadı… İstediği an istediği şeyi okuyabilecek kişi değil filozof, hiçbir şey olmadı… Bir romanın nasıl yazılması gerektiğini bilen kişi bir roman dahi yazmadı…

Hiçbir okulda deha, düşünür, lider, sanatçı olmanın dersi verilecek değil elbette… Zira hiçbir okulda ne bir deha öğretmenlik yapıyor, ne de nasıl olunacağını bilen biri var…

İnsanlar sizlere kendi hayal gücünün varabildiği en uç noktayı hedef gösteriyor ve istemediği bir yerde en uç noktaya giden kişi filozof olmuyor, felsefe öğretmeni oluyor…

Önünde bir hedef planı olmayan, yolunun nereye çıkacağını bilmeyen ama her yol ayrımında bir karar verebilen ve ne yapılması gerektiğine kendileri karar veren kişileri hatırlamaya devam edeceğiz… Onlarla birlikte yürüseler ve hatta daha fazla şey biliyor bile olsalar, yol ayrımında elini taşın altına koymayanlar, zenginliğini bir kese altını taşır gibi yük edinenler ise ikinci adam olarak kalacaklar…

“Onlar her nasılsa ne olmak istediğini gerçekten biliyorlar, geri kalan her şey ikincildir…” Steve Jobs

Onlar olarak gösterdiklerimizin yanında, geri kalan ve birbirinden ayırt etmesi zor olan hepimiz “diğerleri”yiz…

“Hayatım boyunca hep doğru olanı yaptım, hiç kendi istediğimi yapmadım…”