|
Bir bilgeye sormuşlar;
"Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
"Terzimi severim," diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:"Aman üstad, dünyada
sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı? Neden
terzi?"
Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:"Dostlarım,
evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır.
Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye
kadar da, beni hep aynı gözle görürler."
|
|
|
Adamın biri karlı birgün
akşamı arabasıyla ıssız bir yerde yolculuk ederken arabasının lastiği patlar...
İner değiştirmek için ama kriko lazımdır... Etraf ıssızdır, uzak bir yerde bir
çiftçi evinin ışığı yanmaktadır... Mecbur kalır ve eve doğru kriko istemek üzere
yürümeye başlar... Bir yandan da düşünmektedir; 'Kapıyı çalacağım, iyi kalpli
bir çiftçi kapıyı açacak, krikoyu isteyeceğim, bana yemek ikram edecek, ardından
kahve gelecek iyice ısınınca gelip lastiği değiştirmeme yardım edecek....'...
Biraz ilerler... 'Kapıyı çalacağım, kriko isteyeceğim, memnuniyetle verecek,
geri getirmene gerek yok, bir ara bırakırsın diyecek ....' İlerledikçe
karamsarlaşır... 'Kapıyı çalacağım, kriko isteyeceğim, verecek ancak hemen getir
birazdan yatacağım kapıyı açamam diyecek'... Biraz daha gittikçe 'Kapıyı
çalacağım, kriko isteyeceğim, 20 ytl isteyecek, parasını verip bir an önce
lastiği tamir edip gideceğim'... Az daha ilerler ve bir bakar ki evin ışığı
sönmüştür, eyvah der adam uyudu, şimdi uyandırdığım için sinirlenecek ve kriko
için 50 ytl isteyecek, ben de bunun soygun olduğunu bu kadar çok para
istenmemesi gerektiğini vs. söyleyeceğim, parasını vermiyeceksem gitmemi
isteyecek, bağıracağım, tartışma çıkacak......' Artık eve geldiğinde burnundan
solumaktadır ve 'Güm güm güm' diye evin kapısını yumruklamaya başlar... Çiftçi
camdan başını çıkarıp; 'Ne var???!!!' der, adam da; 'Senin de krikonun da canı
cehenneme!!!!!'
(Ne ders çıkardığımı siz
anladınız, bunu özellikle koydum...) |
|
|
Dokuz dil bilmek |
| Yazdır |
|
E-posta
|
|
Temel ve Dursun yolda
dururlarken 2 turist gelmiş... -Do you speak English? (İngilizce konuşabiliyor
musunuz?), diye sormuşlar, Temel ve Dursun 'ne demek istediğinizi anlamadık'
anlamında kafa sallamışlar... Almanca sormuş, bilmiyorlar, İtalyanca
bilmiyorlar, Portekizce, Japonca... vs. 9 tane dil sormuşlar, ikisi de hiçbir
dili konuşamıyor... Turistler gitmişler, Dursun demiş ki; 'Temel, en iyisi biz
de bir yabancı dil öğrenelim bari' demiş, Temel de 'Gerek yok, bak adam 9 tane
dil biliyor ama derdini bir türlü anlatamadı...'
Yorumum: Bence mükemmel
bir fıkra... Bundan çıkardığım dersler;
-'Bildikleriniz karşınızdakinin
anlayabildiği kadardır.' (MEVLANA)
-Karşındakinin dilinden
konuşmadığın müddetce anlaşamazsınız...
-Önemli olan çok şey bilmek
değil, gerekli olanı bilmek... (hem Temel, hem turistler için geçerli)
-İstediğinizi direk olarak
söyleyin; karşınızdaki sandığınızdan daha az zekidir, anlamayabilir;
sandığınızdan zekidir, anlamazdan gelebilir' (Ahmet Şerif İZGÖREN)
- VS. VS. |
|
|