|
Televizyon kısıtlıdır, öyle bir hikaye yazarım
ki filmini çekmeniz mümkün olmaz, ve hiçbir eser filmi çekilecek kadar değersiz
değildir….
Televizyon seyreden insan, kabukları soyulmuş bir meyve altın kasede sunulmuş
gibi rahattadır, ancak tüm vitamin kabuğundadır… Bir araştırma yazısına göre;
‘Televizyon izleyen insanda beyin çalışmaya gerek duymaz, gözünün önünden geçen
ve kulağının duyduğu şeyleri yorumlar sadece, üstelik beyin hücrelerinin ölümüne
neden olur. Ancak kitap okurken bahsi geçen olay,nesne ve kişilerin tümünü
beyninizde canlandırırsınız, beyin onları akılda tutmaya çalışır ve diğer
anlatılanlar eklendikçe düşünme kabiliyetiniz gelişir, beyin hücreleriniz
artar…’
Söylenene göre 1 saat televizyon izlenerek beyninizde oluşan kayıpları telafi
için 2 hafta kitap okunması gerekliymiş… Korkunç, değil mi….
İnsan televizyon izlerken uyurken olduğundan daha az kalori harcarmış….
Bir kitabın filmi çekildiğinde çok üzülüyorum… Zira kitabını okumayanlar da
izleyeceği için kitap hakkında gelecek haksız yorumlar, bilgi sahibi olunmadan
edinilecek fikirler ve okunmaya köstek oluşu beni çileden çıkarıyorlar….
Bazı insanlar dükkana gelip şöyle diyorlar; ‘aaa, bunun kitabı da mı varmış?’…
İşte o benim bittiğim nokta oluyor, ondan sonra ne diyeceğimi bilemiyorum… Film
asla ve asla orjinali yansıtmıyor, karakterler asla yazılanlarla örtüşmüyor,
olay akıcılığı asla ve asla kitap kadar güzel olmuyor…
Kitabı okurken herkes farklı hislerle doluyor, farklı hayal ediyor… Televizyon
hepsini bozuyor, bizi onun isteği şekilde düşünmeye itiyor….
İnsanların düşüncelerini yansıtacak bir teknoloji gelişmedi henüz, hiçbir film,
bir eserde geçen bir kişinin ne düşündüğünü açıkça anlatamaz… Hiçbir eserin
tamamının filmi çekilemez… Eserlerde yazarın özellikle boş bıraktığı alanlara
filmde bir şey koymak gerekir, bu yüzden hiçbir film; kitabının yanında kitabın
başlığı kadar bile değer taşımaz….
Kitabını okumadığınız filmi seyretmeyin… Ya da rica ediyorum önce filmini
seyrederseniz lütfen kitabını okumadan yorum yapmayın…
|