|
Amerika’da Elektrik ve
Bilgisayar Mühendisliği eğitimi gören bir Türk öğrenci, içinde yaşadığı Amerikan
toplumu ile ilgili gözlemlerini anlatıp “Amerika neden böyle?” sorusuna cevap
bulmaya çalışıyor :
Geçenlerde McDonalds ta 3.01 dolar tutan borcumu ödemek için 5 $ yanında da 1
cent verdim. Adam, önce 5 $ dan ne kadar para vermesi gerektiğini hesap
makinesiyle hesapladı, önce hesap makinesinin gösterdiği 1.99 doları bana bir
sürü bozuk olarak geri verdi, sonra bir cent daha verdi.
Ben, “Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direkt 2 dolar kağıt para versene”
dedim. Bu sefer 5.01 den 3.01 i çıkardı ve hesap makinesinde 2 rakamını görünce
bendeki paraları alıp 2 $ ı verdi.
Şimdiye kadar hiçbir mağazada, kasiyerlerin bozuk para ödemek durumunda
kaldıklarında bir miktar daha isteyip üstünü bütün para olarak verdiklerini
görmedim.
***
Amerikalı mağaza sahipleri, “Mağazamızda gizli kamera sistemi vardır” diye
yazdıktan sonra ya müşteri bu yazıyı okuduktan sonra “Gizli kamera satın almak
istiyorum” derse diye uyarının altına “Gizli kamera sayesinde yapılan
hırsızlıkları tespit ediyor ve görüntüleri mahkemede delil olarak
kullanabiliyoruz” şeklinde not düşüyorlar.***
Bir bankanın ATM kartı müracaat formunda şu pargrafın altını imzalamanızı
istiyorlar : “Beş haneli banka şifremi sayılardan ve harflerden oluşturacağıma,
şifrenin tamamında aynı harfi veya rakamı kullanmayacağıma Q ile 0 ı, 2 ile Z yi
karıştırmayacağıma yemin ederim.”
***
McDonalds firmasından aldığı kahveyi içerken üzerine döktüğü için bacağını yakan
bir kadın, kağıttan kahve fincanının üzerinde “Dikkat! Sıcaktır.” yazmadığı için
McDonalds ı mahkemeye verir ve mahkeme sonunda binlerce dolar tanzimat kazanır.
***
Amerikalı kadının biri evine yeni bir mikrodalga fırın satın alır. Kadının bir
de çok sevdiği kedisi vardır. Bir gün kadının kedisini yıkar. Tabii yıkadıktan
sonra da kurutması… Kadının aklına bu işi çabucak halledebileceği parlak bir
fikir gelir ve ıslak kediyi alıp mikrodalganın içine koyar. Zavallı kedi,
fırının kapağı tekrar açıldığında ölü bir şekilde fırının içinde yatıyordur. Bu
durum karşısında kadın sevgili kedisini kaybetmenin intikamını almak için
mikrodalga fırını üreten firmanın aleyhine yüklü bir tazminat davası açar.
Mahkemenin aldığı karar şöyledir : “Üretici firma, fırının kullanma kılavuzunda
‘içinde kedinizi kurutmayınız’ yazmadığı için suçludur ve istenen tazminatı
ödemekle yükümlüdür.”
***
İnsan, böyle haberleri dergilerde, gazetelerde okuyunca “Bunlar Amerika
gerçekleriyse neden onların durumu öyle de, Türkiye böyle?” sorusunu kendine
sormadan edemiyor.
Sorunun cevabı genel hatları ile şöyle verilebilir : Amerika da arabanın şöförü
olan devlet sürekli gaza basıyor, Amerika içindeki herkes ilerliyor. Bizde ise
halk arabayı ittiriyor şöförler ise frene basıyor. Sonuçta Amerika halkına
rağmen uçuyor, Türkiye halkına rağmen yerinde sayıyor.
***
Yine konu ile alakalı olarak insanın aklına hemen devlet-vatandaş ilişkilerinin
düzeyi geliyor. Bu konuda batı ile aramızdaki anlayış farkını görmek için
pasaportlara bakmak yeterli oluyor.
Bizim pasaportları açtığınızda : “Bu pasaport 16 sayfadan oluşur. TC nin
malıdır, bulunduğunda en yakın resmi kuruluşa verilmelidir.” gibi bir sürü ifade
görürsünüz. Yani vatandaş olarak sizi hiçe sayan, defteri koruyan, insanına
değil, defterine sahip çıkan bir sürü laf kalabalıkları…
Bir İngiliz’in pasaportuna baktığınızda ise “Bu pasaportu taşıyan kişi, dünyanın
neresinde olursa olsun Britanya Kraliçesi’nin ve İngiliz Hükümeti Dışişleri
Bakanlığı’nın koruması altındadır.” ifadesini görürsünüz.
Amerikan pasaportunda da, pasaportu taşıyan kişinin başına birşey geldiğinde,
hemen, en yakın Amerikan temsilciliğine haber verilmesini ister.
Devletin kendi insanına ne kadar değer verip sahip çıktığının önemli göstergeler
bunlar…
Ayrıca batıda memur kelimesinin karşılığı “public servant” tır. Yani “halkının
hizmetçisi“… İngiltere de en üst düzey bir kamu görevlisinin bile, en sade
vatandaşına yazdığı bir yazıya veya dilekçeye verdiği cevabın altına : “Your
obedient servant : Sadık hizmetkarınız” diye imza atar. Bizde ise memur, halkın
değil “devlet memuru” sıfatıyla devletin hizmetçisidir.
... |